Siyah Gül Diyarı : Halfeti

Şanlıurfa’nın en bilinen ilçelerinden olan ve günümüzde eski ve yeni olmak üzere ikiye ayrılan Halfeti, günümüzde gelenek ve göreneklerimiz açısından çok önemli bir konuma sahip. İkiye ayrılmasının sebebi olarak da, 2000 yılında yapılan Birecik Barajı projesi. Fırat Nehri‘nin suları altında kalan esas Halfeti, ilçenin dışına taşınmış… Halfeti halkı evlerini, ağaçlarını ve aslında tüm geçmişlerini yıkıp geçen suya inat yeni bir hayat kurmak için canla başla çalışıyor. Ama yine de eskiyi çok özlüyorlar ve eskiden tüm ilçeyi çevreleyen portakal bahçelerinin kokusu hala burunlarında…halfeti-camiTarihin her döneminde gözde bir yerleşim yeri olan Halfeti, günümüzde bir “citta slow”, yani ‘sakin şehir’ olarak anılıyor. 2013 yılında bu unvanı alan yöre, böylece gerçekten sessiz sakin bir yer olduğunu kanıtladı. Bu projenin amacından kısaca bahsetmek gerekirse, nüfusu 50 binden az kentlerin üye olabildiği, sürdürülebilir bir yerel kalkınma modeli olan citta slow, yerel yönetimlerin doğasını, geleneklerini, yöresel yemekleri ve kendine has özelliklerini koruyarak kalkınmasını hedefliyor. Halfeti, dediğimiz gibi, güzelliklerinin çoğunu kaybetse de değerlerinin önemli bir kısmını koruduğu yönünde onay almış durumda.

halfeti

Gizemli Savaşan Köyü

Yaşayan bir tarih olan Fırat’ın yanına sıralanmış evlerin bir çoğu tarihi eser niteliği taşımasıyla birlikte sular altında kalan köy neredeyse boşaltılmış vaziyette duruyor. Yinede tarihi eser niteliği taşıyan evleri gezmek mümkün. Savaşan Köyü, nam-ı diğer Batıkköy; içindeki şirin çay bahçesi ve bir çok fotoğraf karesinde görebileceğiniz Halfeti’nin sembolü halini almış suların altında kalan bir caminin su üstünden görünen minaresi ilginç bir manzara oluşturmuş. Halfeti’de görülecek önemli tarihi eserlerden biri de Kanneci Konağı. 200 yaşında olan konak, hem Roma hem de Doğu Roma ve Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyor. Eğer yolunuz buralara düşerse güzelim konağın bahçesinde yürüyüp, pencerelerinden hüzünlü manzaraya daldıktan sonra yorgunluk kahvenizi mutlaka için. Gerçekten iyi geliyor. Halfeti Baraj Gölü üzerindeki tahtadan yapılmış asma köprüden yürümek, yürürken eşsiz manzaranın tadını çıkartırken ayaklarınızın altında uzanan turkuaz rengi suyun tarihte nelere şahitlik edebileceğini hayal etmek de seyahatinizin bir parçası olsun. Ülkemizin en büyük üçüncü asma köprüsü olan bu köprü tam 135 metre uzunluğunda. Halfeti’ye bambaşka bir hava katan asma köprü ilçenin adeta gerdanı gibidir. Bir başından bir başına yürürken yaşanmış hikayeleri düşünmeden edemiyorsunuz.asma-köprü

Bir çok medeniyetin bir arada uyum içinde yaşadığı şehir olan Urfa’ya gelince, Halfeti’de ki diğer dinlere ait olan güzellikleri de görmeden geçmeyin. Hristiyanlar için büyük önem arz eden Rumkale, Hz. İsa’nın havarileri arasında bulunan Aziz Paulus’un burada ikamet ettiği ve incilin önemli bir kısmını burada çoğalttığı söylenmekte. Ek olarak Ermeniler için farklı bir yeri olan Aziz Nerses Kilisesi ve Süryaniler için de önemli itibara sahip bir manastırda bölgede yer alıyor.rum-kale

Halfeti’de yapacaklarınız anılarınızın bir köşesinden ziyade adeta kalbinize işliyor. Buraya geldiğiniz kesinlikle yapmanız gereken bir şey var ki onu sakın atlamayın. Yıldızların altında uyumak. Evet, yanlış okumadınız. Halfeti’ye özellikle yaz aylarında giderseniz, evlerin damlarında uyuyabilir, yıldızlara bakarak düşüncelere dalabilirsiniz. Burada, evlerin damları tıpkı otel odası gibi kiralanabiliyor. Eşsiz bir deneyim. Sıcak Şanlıurfa gecelerinde püfür püfür uyuyabilmek için romantik de bir çözüm.

Siyah Gül

Halfeti’ye özgü bir güzellik olduğu için Siyah Gül’e ayrı bir parantez açmak istedim. Sadece Halfeti’de yetişen bir tür olan siyah gül, ilkbahar ve sonbaharda siyah renkli çiçekler açıyor.  Dünyada üzerinde nereye dikerseniz dikin yalnızca Halfeti’de açıyor. Buraya has bir gizem, belki de Fırat Nehri‘nin suyundan, Halfeti’nin havasından.siyah-gulSiyah gülün ilginç bir de efsanesi mevcuttur. Efsaneye göre Halfeti’deki Ulu Cami’yi yapan usta Adır’ın, Vartuhi adlı bir kızı varmış. Vartuhi, Ermenice’de Gülkız anlamına geliyormuş. Evlerinin avlusunda Halfeti’nin en güzel kırmızı güllerini yetiştiren Vartuhi’yi babası çok seviyormuş. Nehrin karşı kıyısında ise güvercin yetiştiren, Fırat adlı yoksul bir delikanlı varmış. Bir gün Fırat’ın kuşlarından biri uçup Vartuhi’nin yetiştirdiği güle konmuş. Fırat, kuşun peşinden girdiği avluda Vartuhi’yi görmüş  ve iki genç birbirine âşık olmuş. Ama Vartuhi’nin babası kızının Fırat’la birlikte olmasını istememiş. İki genç üzüntüden kendilerini Fırat’ın sularına bırakmış ve bundan sonra Halfeti’deki tüm güller siyah açmış.

Halfeti’nin bütün saflığıyla ilgili farklı bilgilerde içeren aşağıda ki videoyu da izleyerek bölge hakkında daha detaylı fikir sahibi olabilirsiniz.

Her köşesinin farklı bir güzelliği olan ülkemizden bir diğer gezilecek yerler hakkında bilgi almak için diğer gezi yazılarımızı da okuyabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir